• Soru sorabilmeniz için KAYIT olmalısınız.

Arkeolojide Kolaylık Sağlayan Araçlar

kazama

??? ?????? ?????...
Süper Moderatör
Katılım
19 Ara 2016
Mesajlar
4,212
Beğeni
1,761
Puanları
20
Konum
꧁꧂ ❝Çorum/Province❝
Geçtiğimiz 10 yıl içinde, arkeologların kazı yapmadan, sanal olarak yerin altını görüntülemelerini sağlayan teknolojiler arkeolojide adeta bir devrim gerçekleştirdi. Jeofizik, toprak kimyası ve uzaktan algılamayla ilgili bu gelişmeler, kazı alanlarındaki keşifleri hızlandırarak arkeologların bu yerleri küresel ölçekte anlayabilmelerini sağladı.

Bu araçları kullanarak eserlerin asıllarına ulaşmak veya varlığı keşfedilen eserleri tarihlendirmek mümkün olmasa da, nesnelere zarar vermeden arkeolojik kazıları gerçekleştirmek daha mümkün hale geldi. Böylece, kazı teknikleri günümüzdekinden daha gelişmiş hale gelene dek, gömülü nesneler zarar görmeden gelecek nesillere kalabilecekler.
1. Google Earth[HR][/HR]

Google Earth, Bing ve Nasa’nın World Wind gibi uydu görüntüleme teknikleri dünyanın en uzak köşelerindeki alanları bile belirlemeyi ve bu alanlara yakından bakmayı mümkün hale getirdi. Bu teknikler, yerleşim yerleri gibi noktaları belirmeyi sağlayarak, keşfedilebilecek alanlara dikkat çekmeye yardımcı oluyor. Benzer şekilde işlev gören hava fotoğrafları 1930’lu yıllardan bu yana arkeolojik veri olarak kullanılıyordu, ancak bu fotoğrafları elde etmek oldukça zordu. Google Earth’ün evrensel anlamda ulaşılabilir olması, onu hem profesyoneller hem de gönüllü bilim insanları için muhteşem bir araç haline getirdi. Ancak, bu uydu görüntülerini yorumlarken, yalnızca zemin üstünde fark edilebilecek tuzak noktalar olabileceği unutulmamalı.

2. LIDAR[HR][/HR]

Arkeoloji alanlarının yüzeylerinde genellikle toprakta neyin gömülü olduğuna dair belirli izler bulunur. Bu anlaşılması zor tepelerin ve tümseklerin manuel olarak haritasını çıkarmak için 1799’da icat edilen tarama çizgileri yöntemi ile uzun süre büyük uğraşlar verildi. Günümüzde ise LIDAR dediğimiz (Light Detection and Ranging Technology), Işıkla Tespit ve Menzil Bulma Teknolojisi sayesinde çok kısa bir zaman içerisinde Dünya yüzeyinin üç boyutlu ve oldukça detaylı haritalarını elde edebiliyoruz. Prensipte ofislerde kullanılan tarayıcı gibi çalışan ancak bir uçak üzerinden kumanda edilen bu teknoloji ile zemin üzerinde lazer darbeleri kullanılarak yüzeyin uzaklığı anlaşılıyor. Yüzeye gönderilen lazer ışınlarının gönderiliş zamanı ile nesneye çarpıp gelen yansımanın kaynağa ulaşma vakti arasındaki fark hesaplanarak uzaklık ölçülebiliyor. LIDAR’ın avantajlarından biri de, onun bitki örtüsünün ötesine geçerek tropikal ormanlar ya da ağaçlık alanlar nedeniyle gizlenen arkeolojik alanları belirleyebilmesi.

3. İnsansız Hava Araçları (Drone)[HR][/HR]

Arkeologlar, arkeolojik alanları görüntülemek için birkaç yıldır insansız hava araçlarını kullanıyorlar. İnsansız hava araçlarından önce, hava fotoğrafçılığı ile arazi araçlarının ya da merdivenlerin tepesinden çekilen fotoğrafların arasındaki boşluğu doldurabilecek, ev yapımı uçurtma, helyum balonu ve model uçak gibi yöntemler kullanılıyordu. İnsansız hava araçları düşük ışıkta, don koşullarında ve karlı havada çalışabiliyor ve arkeolojinin rahatça yararlanabileceği fotoğraflar çekebiliyorlar. İnsansız hava araçlarının en belirgin uygulamalarından biri de LIDAR tekniğini kopya ederek üst üste binen dikey görüntüler elde etmesi ve belli noktalara kağıt plakalar yerleştirerek yüzey kontrolünü sağlaması; böylece üç boyutlu bir görüntülemeye ulaşabiliyor. Çok da uzak olmayan bir gelecekte, LIDAR’ı direkt olarak insansız hava araçlarının üzerine yerleştirmek mümkün olacak.

4. Sığ Jeofizik Görüntüleme[HR][/HR]

Jeofizik teknikler araştırılacak hedefleri belirlemede yardımcı olabilir. Örneğin, toprak direnci, toprağın elektriğin akışına ne kadar dayanıklı olduğuna dair bir ölçek sağlayabilir. Toprak nemliliğindeki farklılıkları ortaya çıkarmak, gömüleri belirlemeyi ve 1.5 metre derine kadar inceleme yapmayı mümkün kılabilir. Bu teknik, sondaların zemine yerleştirilmesi gerektiğinden biraz yavaş olsa da çok detaylı sonuçlar verebiliyor. Manyetometri, toprağın manyetik alanının yoğunluğunu ölçer. Böylece, yanarak ya da toprak bakterisinin toprakta manyetik izler bırakması ile oluşan arkeolojik özelliklerin şemasını ortaya çıkarmayı sağlar. Bu hızlı bir teknik ve özellikle Antik Mısır gibi çöl alanları için çok kullanışlı olduğu kanıtlanmış durumda. Günümüzde, bir araç üzerine yerleştirilmiş ve GPS’e bağlanmış, birden fazla sensörü olan hassas manyetometreler bir gün içerisinde Stonehenge gibi birçok hektarlık bir alanı inceleme ve tüm arazinin görünümünü ortaya çıkarma kapasitesine sahipler.

5. Toprak Jeokimyası[HR][/HR]

Hem insanların hem de hayvanların antik yerleşimler etrafındaki atıklarının izleri toprakta bin yıl boyunca kalabilir. Topraktaki ağır metal modellerinin kaydedilmesinin tarihi yerleşim alanlarının belirlenmesini mümkün hale getirdiği uzun süredir biliniyor. Bu yöntem, eğer geriye hiçbir eser kalmamışsa, oldukça önemli bir yöntem. Bu ölçümü yapmanın bir yolu da sıvı ya da katı örnek malzemeler toplamak ve onları laboratuvarda analiz etmek. Ancak, son birkaç yıl içinde, taşınabilir X-ışınları floresan spektroskopi ölçümlerinin varlığı, örnekleri sahada anında kaydetmeyi mümkün hale getirdi. Bu ölçümler, örnek malzemenin atomlarının emeceği X-ışınları göndererek çalışmaktadır. Bu da atomların enerjisini yükselterek, ikinci kez verilen X-ışınlarının örnek malzemenin neyden yapıldığının ortaya çıkmasını sağlar. X-ışını floresans spektrometresi cihazı özellikle volkanik kayaların analiz edilmesinde kullanılan çok önemli bir tekniktir.

6. Yeraltı Radarı[HR][/HR]

Yeraltı haritalarını çıkarmak için frekans dalgalarını kullanan yeraltı radarı, 1980’li yılların başlarında arkeolojide ilk kez kullanıldığında, arkeolojide cevabı bulunamayan birçok problemin çözüleceğine inanılmıştı. Ancak, bu teknoloji yavaş yavaş geliştiğinden, arkeologlar yeraltı radarı tekniğini o kadar da etkileyici bulmuyordu. Günümüzde, üç boyutlu modellemeye olanak sağlayan ve görselleştirmeyi çok daha güvenilir hale getiren yazılım, bu teknolojinin kurtuluşu haline geldi. Yeraltı radarının bir avantajı da kapalı alanlarda ve sert zeminlerde çalışabilmesi ve oldukça detaylı sonuçlar sağlayabilmesi. Ancak, sonuçları yorumlama kısmında sorunlarla karşılaşılabiliyor. Örneğin, saklı Mısır mezarları ve Nazi trenleriyle ilgili sonuçlara hala şüpheyle yaklaşılıyor. Diğer bir dezavantajı da yalnızca sığ aramalarda kullanılabiliyor olması.
 
   

Keskingöz

Tüm Yorumlarım, Resmi Kazılar İçin Geçerlidir.
Süper Moderatör
Katılım
11 Şub 2018
Mesajlar
2,549
Beğeni
1,473
Puanları
17
Hala toyalp kardeşim ile aradığımız sorunun cevabına ulaşmış değiliz.
yer altı radar sistemleri 1980 yıllarında faaliyete geçti ise;
Abdulhamit döneminde yurt dışından getirilen mühendisler petrol ve maden tespitini nasıl yaptı ?
 
   

kazama

??? ?????? ?????...
Süper Moderatör
Katılım
19 Ara 2016
Mesajlar
4,212
Beğeni
1,761
Puanları
20
Konum
꧁꧂ ❝Çorum/Province❝
Hala @toyalp kardeşim ile aradığımız sorunun cevabına ulaşmış değiliz.
yer altı radar sistemleri 1980 yıllarında faaliyete geçti ise;
Abdulhamit döneminde yurt dışından getirilen mühendisler petrol ve maden tespitini nasıl yaptı ?
1980 li yıllarda arkeolojide kullanılmaya başlanmış , bunun öncesinde petrol - maden tespitinde kullanılmış olabilir.
 
   

toyalp

Bulaşan mazlumun ahıdır.Kainat bu yükü kaldıramaz.
Süper Moderatör
Katılım
29 Kas 2016
Mesajlar
2,151
Beğeni
196
Puanları
10
Konum
İstanbul
Hala @toyalp kardeşim ile aradığımız sorunun cevabına ulaşmış değiliz.
yer altı radar sistemleri 1980 yıllarında faaliyete geçti ise;
Abdulhamit döneminde yurt dışından getirilen mühendisler petrol ve maden tespitini nasıl yaptı ?
Benim araştırmalarıma göre Abdulhamid han o mühendisleri sadece teyit amaçlı getirtirmiş bu da demektir kendisi başka bir yöntem ile ya tespit etti ya da tespit ettirdi. Bu durumda yine teknoloji dışına çıkmamız gerektiğine inanıyorum. Çalışmalarımızı hem teknoloji hem de teknoloji dışı sürdürmemiz gerekiyor diye düşünüyorum. Bir şey var ama nedir bilemiyorum. :)
 
   

toyalp

Bulaşan mazlumun ahıdır.Kainat bu yükü kaldıramaz.
Süper Moderatör
Katılım
29 Kas 2016
Mesajlar
2,151
Beğeni
196
Puanları
10
Konum
İstanbul
Ustam muhakkak ki insanın vücudundaki enerji altındaki gizli bir çok enerjiyi harekete geçirdiği açıkça ortada. Bu durumda araç olarak çubuk kullanıyoruz lakin çubukta kesin sonuca ulaştığımız söylenemez. Peki o zaman araç olarak kullanabileceğimiz alternatif araç ve ya araçlar ne olabilir, onları düşünmek lazım. Misal altın neyi sever ve ya altının olduğu yerlerde ne tür ağaçlar yeşerir ya da otlar nasıl bir gelişim sağlar bunlarla başlayabiliriz diye düşünüyorum. Ya da başka fikri olanlar varsa burada beyan edebilirler. Belki de yanılıyorumdur.
 
   
Son düzenleme:

Keskingöz

Tüm Yorumlarım, Resmi Kazılar İçin Geçerlidir.
Süper Moderatör
Katılım
11 Şub 2018
Mesajlar
2,549
Beğeni
1,473
Puanları
17
Benim araştırmalarıma göre Abdulhamid han o mühendisleri sadece teyit amaçlı getirtirmiş bu da demektir kendisi başka bir yöntem ile ya tespit etti ya da tespit ettirdi. Bu durumda yine teknoloji dışına çıkmamız gerektiğine inanıyorum. Çalışmalarımızı hem teknoloji hem de teknoloji dışı sürdürmemiz gerekiyor diye düşünüyorum. Bir şey var ama nedir bilemiyorum. :)
kazama ustam, o dönemde yer altı radarın kullanılma ihtimaline değinmiş ama pek ihtimal vermiyorum.

kanuni döneminde işletilen Elmas maden sahasından da ses yok :))

bi emekli asker Afyon civarında mıydı tespit etmişti ama sonra ne oldu takip edemedim :)
 
   

dersu

Bilgili Üye
Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
25 Eyl 2018
Mesajlar
313
Beğeni
244
Puanları
7
Yaş
49
Hala @toyalp kardeşim ile aradığımız sorunun cevabına ulaşmış değiliz.
yer altı radar sistemleri 1980 yıllarında faaliyete geçti ise;
Abdulhamit döneminde yurt dışından getirilen mühendisler petrol ve maden tespitini nasıl yaptı ?
Sayın ustam, sanayi devrimi ve içten yanmalı motorların keşfi sonrasında, petrolün yıldızının parlaması üzerine, çakal ingilizlerin ve amerikalıların kurduğu şirketler agresif bir şekilde petrol kaynakları arayışına girmiş. Abdülhamid den petrol araştırmaları için izin alamayınca, bir başka kanaldan arkeolojik kazı izinleri almışlar. Abdülhamid siyaset dehası izin vermiş, fakat bu kazı organizasyonlarındaki yerli çalışanlar ve ajanları vasıtasıyla tüm çalışmaları takip etmiş. Durumun farkına varınca bunların faaliyetlerini durdurup memleketlerine postalamış. Sonrasında Alman ve Türk mühendisler ile bu araştırmaları kendi kontrolünde sürdürmüş.
Yönteme gelince jeoloji ve maden mühendislerinin yüzey araştırmaları ve test ve tespit kazıları yapılmış . Zaten % 100 tespit de yapılabilmiş değil zamanında, fakat en azından olası bölgeler tespit edilmiş.
 
   
Son düzenleme:

murattırosso

Hakimiyet ALLAH 'cc'dır.
Süper Moderatör
Katılım
8 Mar 2013
Mesajlar
1,224
Beğeni
781
Puanları
14
Teknoloji yokkende çubuklar vardı ustalarım. Ve halen çubuk var ve devam edecek.. Rastgele
 
   
Üst Alt